Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11-02-2006, 08:40 PM   #1 (permalink)
SuSKuN
*****
 
SuSKuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 6.152
Teşekkürleri: 7
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 500 SuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud ofSuSKuN has much to be proud of
Sevgİ-ferda Ve Kemal

SEVGİ-FERDA VE KEMAL .:.
Genç kiz nihayet uyanmisti. Tüm gece boyunca uyumustu. Gözlerini ovusturdu.
elbiselerini düzeltti. Saskindi.

- Neredeyim ben? Siz kimsiniz?

* Demek dün gece neler oldugunu hatirlamiyorsun?

- Çok içtigimi hatirliyorum o kadar...

* Evet, kapiyi sana açtigimda çok sarhostun gerçekten.Kapiyi açar açmaz bana
ilk söyledigin söz suydu: "Ben Tanri’nin hediyesiyim"

Genç kiz bu söz karsisinda utancini gizleyemiyordu.Bir seyler söylemek
istiyor ama nereden baslayacagini da bilemiyordu. Saskinligini biraz olsun
gizlemek için:

- Peki ya sonra ? dedi.

* Isin dogrusu ben Tanri’dan böyle bir hediye beklemiyordum. Sasirdim bir
an. Gerçegi arayan birisine senin gibi bir serabin gösterilmesi dogal
gelmedi bana. Ben bunlari düsünürken sen de su anda yattigin yerde sizip
kaldin zaten.

- Dün geceden beri yerde mi yatiyordum? Diye sordu saskinlikla.

* Evet, düsüp sizdigin yerden kaldirmadim. Biliyorsun seraba dokunulmaz.
Bütün gece Tanri’nin seni almasini bekledim. Ama görüyorsun ki hala gelmedi.
Sahi söyler misin sen hangi Tanri’nin hediyesisin böyle? Ferda sitem dolu
bir utangaçlikla:

- Lütfen benimle alay etmeyin, dedi.

* Alay etmiyorum. Sadece seni anlamaya çalisiyorum. Istersen önce sana bir
kahve yapayim da kendine gel.

Kemal kahveleri getirdiginde Ferda biraz olsun kendine gelmisti. Üzerindeki
yabanciligi atmaya, dogal olmaya çalisiyordu.

- Benim adim Ferda. Iki sokak ilerideki sitelerde oturuyorum. Dün geçe için
özür dilerim. Arkadaslarla yasadigim bir çilginlikti o kadar. Çok
utaniyorum.

- Ben de Kemal. Bu evde tek basima yasiyorum. (bir an duraksadi Kemal).
Senin hakkinda ne düsündügümü merak ediyorsun degil mi?

- Biraz öyle...

* Hiç... Hiçbir sey düsünmedim.

- Neden?

* Özel olarak hiçbir insan üzerinde düsünmem pek.

· -Gecenin yarisinda kapini çalip evinde yatan bir kiz hakkinda bile mi? *
Evet...

- Çok garip bir insansin.

Kemal sustu... ve sonra

* Söylesene maskeli bir baloda insanlarin gerçek yüzlerini tanimak mümkün
müdür sence?

- Tabii ki degil.

* Iste su toplumda gördügün bir çok insan ve sen...Hepiniz maskelerinizle
yasiyorsunuz. Su toplum maskeli bir balodan farksizdir bence. Hem de zamana,
kisilere ve olaylara göre her an degisen maskelerin kullanildigi bir balo...
Bu yüzden pek anlamli gelmiyor bana insanlar üzerinde düsünmek.

- Kendini soyutluyorsun insanlardan.

* Öyle de denebilir. Zaten toplum ferdin en büyük düsmanidir bence. Bu
yüzden insanlardan hiçbir sey almamayi yegliyorum. Buna ragmen her seyimi
vermeye de hazirim onlara.

- Insanlarin sevgisini de reddeder misin, örnegin?

* En basta onu. Bugünün sahte sevgileri bir insanin kalbini yaralamak için
seçilen en tehlikeli yoldur.

- Ama insan hiç sevilmeden yasayamaz ki...

* Bunda yaniliyorsun. Insan sanildiginin aksine sevilerek degil severek
yasar. Insan sevilmek ihtiyacinda olan zayif bir varlik degildir. Kisacasi
sorun bence sevilmek degil sevmektir.

- Sevdigin halde sevilmiyorsan?

* Sevilmek senin sorunun degil onun sorunu. Bence sevmek bir insani kendi
içinde hissetmendir. Sevilmek ise kendini bir insanin içinde hissetmen.
Anlayabiliyor musun? Sevmek seni zenginlestirir,sevilmek degil. Bunu evreni
kapsayacak sekilde de düsünebilirsin.

- Nasil yani?

* Evrensel anlamda sevmek kainati kendinde seyretmek, sevilmek ise kendini
kainatta seyretmektir.

Ferda’nin kafasi karismisti. Hiç bu kadar derinlemesine düsünmemisti sevgi
üzerine. Bunu fark eden Kemal:

* Bunlari bir anda anlamak sana güç gelebilir. Ama biraz düsünürsen umarim
anlayabilirsin.Sunu unutma ki insanlik bugün ikinci tas devrini yasiyor.
Birinci tas devrinde insanlar yumusacikti.Sevgi sayesinde her sey
yumusacikti. Sadece evleri ve aletleri tastandi. Simdi ise her seyimiz
yumusacik,yüreklerimiz tas gibi. Hatta tastan da kati. Çünkü öyle taslar
vardir, üzerlerinde otlar yetisir ve öyleleri de vardir ki...



Kemal'in gözleri nemlendi bunlari söylerken. Yillarin acilarini,
ihanetlerini, burukluklarin, kelimelere döküyordu aslinda. Aglamakli bir
hale dönüsüyordu sesi kesik kesik... Uzun bir sessizlik oldu. Bütün bir
hayat seridi geçti Ferda’nin gözleri önünden. Eger Kemal'in anlattiklari
dogruysa sevgi hiç olmamisti hayatinda. Bir anda gözleri duvarda bir
çerçevem olan misralara takildi: "Donuk sevgiler çagindayiz Sicak sevgiler
cehennemde yaniyor Sevgi... Yasanmayacak kadar güzel, Fark edilmeyecek kadar
sade, Duyulmayacak kadar dogaldir." Kemal duvarda aglayan bir çocuk portesi
gösterdi Ferdaya:* Biliyor musun bir çocuga verilecek en degerli besin
sefkattir. Ve de cesaret. Bunlar öyle hassas bir dengeye sahiptir ki, denge
bozuldu mu iste su insanlari görürsün karsinda... Sefkat ve cesaret
kurbanlari... Kimileri asiri sefkatin yaninda cesaretsiz büyütülürler. Bun
insanlar küçücük bir dünya kurmak isterler kendilerine. Güçsüzdür bu
insanlar, kolayca kirilirlar. Dünya çok acimasizdir öylelerine göre...
Kendilerini sevecek birilerini ararlar hep. O kadar yogunlasirlar ki bazen
siddetli bir arzuyla birine dogru akmak isterler. Cesurca sevemezler.
Cesareti ögrenememistir bu insanlar. Öte yandan da cesur insanlar... Dünyayi
bile devirebilirler. Ama basit bir sevgi oyunuyla kolayca yikiliverirler.
Dünyayi titretecek cesareti tasiyan bu insanlar kalplerine dokunan bir
parmakla diz üstü çöküverirler yere. Ve su sözleri duyar gibi olursun
onlardan: " Dag düstü üstümüze Yikilmadik ama Insan degdi tenimize Acisi
yikti bizi...! Cesaret onlari o kadar sertlestirmistir ki sevdikleri insani
kollari ile kalpleri arasinda neredeyse öldürür.

Kemal sustu birden. Ferda bir seylerin oldugunu hissetmisti. Çözmek
istiyordu Kemal'i.

- Niye sustun? * Bana ne sefkati ögrettiler nede cesareti.

- Ama tüm bunlari biliyorsun sen * Nasil oldugunu merak ediyorsun degil mi,
anlatayim. Bir an durdu sonra:

* Insanlarin nefretinden sevgiyi, ihanetlerinden sadakati, korkakliklarindan
cesareti ögrendim.

- Insanlar bu kadar acimasiz mi? Gerçekten seven insanlar yok mu hiç?

* Birak sevgilerini gülmeleri bile dogal degil onlarin. Seni senin için
degil kendileri için severler. O kadar iyi o kadar güzel ve o kadar haince
severler ki hayran olmamak elde degil biliyor musun? Sevgi ve ihaneti
sanatsal bir uyarlamayla o kadar güzel sahneye koyarlar ki son sahnede
ölecegini bile seyredersin oyunu. Mükemmel bir katildir onlar.Seve seve
öldürürler seni. Dudaklarindan sevgi sözcükleri yükselir. Yapacagin tek sey
gözlerini kapatip sevgi atmosferi içinde sevgi sözcüklerinin saganak yagmuru
altinda ölümü beklemendir.

Anliyor musun? - Sen sevilmekten korkuyorsun * Belki...

- Neden?

* Neden mi? Ben her insani kalbime misafir edebilirim,sevebilirim yani.
Kalbimden eminim çünkü. Sevdigim insani rahatsiz edecek hiçbir sey yok
kalbimde. Ama kimsenin kalbine girmek istemem. Çünkü bilmiyorum nelerle
karsilasacagimi. Bilmiyorum hangi tuzaklar bekliyor beni. Ve bilmiyorum o
insan bunlardan haberdar mi?

- Fikirlerimi alt üst ettin. Her sey karisti. Sevmek sevilmek, nefret
sevgi... Hatta su ana kadar gerçekten yasayip yasamadigimi düsünüyorum

* Aslinda sana anlattigim her seyi kendinde bulabilirsin.

- Nasil?

* Kendini taniyarak... Yalniz kaldigin anlarda...

- Yalnizliktan kaçmisimdir hep...

* Yalnizliktan kaçmak kendinden kaçmaktir. Bir düsünsene, dogarken de
yalnizsin, ölürken de. O halde yasarken yalnizliktan kaçmak anlamsiz degil
mi?

- Yalnizlikta insan ne bulabilir ki sikinti ve bosluktan baska?

* Kendini gerçekten taniyabilseydin uzaydaki derinlikten daha derin bir iç
uzayin oldugunu görebilirdin. Bizler ruhumuzu öldürüyor sonra basina geçip
agit yakiyoruz... Benligindeki zenginligi fark etseydin dünyada ikinci bir
insan aramazdin biliyor musun?

- Anlamadim!

* Dünyada bir tek kisi vardin aslinda. O bir tek kisinin içinde bes milyar
insan.

- Benligim bu kadar kalabalik mi?

* Evet. Benligin tüm varligin merkezidir. Tüm acilar ve sevinçler yüreginde
gizlidir senin. Ölenleri yüregine gömdügün gibi dogacak çocugun kalbi de
senin içinde atar. Hem aciyi hem sevinci yasarsin iç içe,yan yana... Hatta o
kadar aci çekersin ki aci, aci olmaktan çikar...

- Sözlerin çok karisik.

* Belki haklisin bu konuda. Bazi insanlar basli basina paradokstur.
Düsünceleri de öyle. Insanlar paradoksal düsünmeye alisik degiller. Bu
yüzden anlasilmiyoruz.

Zaman bir hayli ilerlemisti. Ferda izin istedi. Zihni o kadar dagilmisti ki
hiçbir sey söylemeden çikti evden. Bütün gece boyunca Kemal''n sözleri ile
ugrasti Ferda. Bazen onu anladigini düsünüyor, bazen saçmaladigina karar
veriyordu. Her seye ragmen hayranlik duyuyordu ona. Ara sira arkadaslarina
anlatmak istiyordu onu. Ama kimsenin anlamayacagindan emindi. Günler
geçiyor, yüreginde Kemal'e, karsi konulmaz bir sevgi tasidigini hissediyordu
Ferda. Her geçen gün biraz daha büyüyordu sevgisi. Aylar geçmis ama bir
türlü ona gitmeye karar verememisti. Çekiniyordu. Insanlardan bu kadar uzak
biri onun gibi deli dolu bir kizi ciddiye alir miydi? "Hiç kimse sevgiyle
dirilmeyecek kadar ölmüs degildir hiçbir zaman".

Evet, bu söz de onun degil miydi? Nihayet karar verdi Ferda. Gitmeli ve ona
sevdigini söylemeliydi. Ferda Kemal'in evine gittiginde büyük bir saskinlik
geçirdi. Evde kimse yoktu, tasinmisti... Evin bekçisi yaklasti Ferdaya:

* Kizim, adinizi ögrenebilir miyim?

- Adim Ferda, Kemal Bey tasindi mi?

- Evet kizim, tasindi. Ve kimseye söylemedi nereye gittigini, bana
bile. Bir mektup birakti sana. Gelirse verirsin dedi.



Ferda mektubu aldi. Tereddütlü adimlarla evine gitti.Yikilmisti. Derin bir
bosluk hissetti yüreginde.Birden ümitle doldu yüregi. Belki de onu yanina
çagiriyordu. Sabirsizlikla mektubu açti.



"Ey sevgili, Seni sevip sevmedigimi söylemeyecegim. Ama sevgiyi ögretebildim
sana sanirim (ne kadar ögretilebiliyorsa). Dilerim kalbine kalbimden
verdigim sey yüreginde yeserip meyve verir. Böylece ne sen bende
kaybolacaksin, ne de ben sende. Sen beni kendinde, ben seni kendimde bulmus
olacagim. O zaman hiç ayrilmayacagiz. Sakin sevgimle seni tuzaga düsürdügümü
sanma. Sevgi hayatin hem çekirdegi hem de meyvesidir. Bir agaç, meyvesiyle
seni kendine çagiriyorsa bu bir aldatma sayilmaz. Unutma ki agaç meyvesine
çagirir, kendisine degil.

Ey sevgili, Sen bir siginak ariyorsun ama ben durulmaz bir firtinayim. Sen
kendinin sakini olmak istiyorsun ama ben evrenin sakini olmak istiyorum. Sen
olmayacak bir barisi ariyorsun. Bense tüm kötülüklerle savasmak istiyorum.
Sen küçücük bir çocuksun. Ama ben küçükken çok büyüdüm. Sen dünyadan kopup
yildizlara siginmak istiyorsun. Bense kendimi yeryüzüne karsi sorumlu
tutuyorum. Sen bir agacin gölgesine siginip yasamak istiyorsun. Bense ülkemi
ariyorum. Yollari aydinlik,insanlari ümitli ve huzur dolu olan bir ülke. Sen
bende kaybolmak istiyorsun ama ben seni kaybetmek istemiyorum. Sen
susuyorsun, bense haykiriyorum.Sakin unutma: Kalbim paylasilamayacak kadar
senindir. Seninle bile. (Ama bilmiyorum sen bu kadar bende misin?)
SuSKuN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla