Internet'teki faydalı yerler
Dijital makinaların çeşitlerini anlatmaya "parantez açalım' diye başlamıştım, iki bölüm sürdü, o parantezi kapatıp kaldığımız yerden devam ediyorum. Alacağımız makinanın nasıl bir şey olacağını görmek için muhtelif bilgi kaynaklarından bahsediyordum, birincisi arkadaşlar, ikincisi dükkanlar, ve fırsat olursa fuarlar..
Üçüncü ve en çok faydalanabileceğiniz kaynak tabii ki internet.. Artık makina üreten firmalar da bu işin kıymetini anladıkları için bir takım sitelere makinalarını gönderiyorlar ve inceleme yazılmasını istiyorlar. Ben size bir kaç kaynak vereyim, ne yazık ki tamamı ingilizce, eğer ciddi bir türkçe site bulursanız bana da haber verin.
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
siteler arasında en babaları bunlar.. Tüketiciye yönelik incelemeler yapıyorlar, bazı başka siteler de var ancak onlar daha çok 'pro' ekipmanların incelemelerini yapıyorlar ve daha 'çool' takılıyorlar.. Madem lafi geçti, onlara da örnek vereyim.
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Bu arada türkçe sitelerden
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] sitesinde arada bir fotoğraf makinalarının incelemeleri oluyor. Ayrıca gelen mesajlardan
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] sitesinde fotoğraf makinası incelemeleri olduğu söyleniyor.
Gördüğünüz fotoğraf makinalarını bu sitelerde arayıp bularak özelliklerine iyice bir bakın.. Hepsinin 'reviews' diye makinaları inceledikleri bir köşesi var.. İnceleme yapmamışlarsa bile o makinanın genel özelliklerinin yazılı olduğu bir bölümleri mutlaka oluyor. Buradan makinaları inceleyebilirsiniz. Bu siteler sonuçta para kazanmak için kurulduklarından ve de müşteri çekmek durumunda olduklarından, hiç bir zaman "çok kötü bir makina sakın almayın' gibi bir inceleme görmezsiniz. O yüzden bu insanların yorumlarından çok verdikleri sayısal örneklerle fotograf karşılaştırmaları önemlidir, onlara bakın. Çoğunlukla bütün makinalar "hararetle tavsiye olunur" ile "çok iyi" arasında gider gelir bu yorumlarda. Bir de tabii bizim ana maddelerimiz içinde yer alan "fotoğraf çekme alışkanlıkları" ni hic hesaba katmadıkları için orda gördüğünüz "çok iyi" ler sizin için "ortalama altı" olabilir. O yüzden subjektif yorumlara çok bakmayın Sonuçta bu adamlara makina gönderiliyor, iki gün makinayla oynuyorlar ve yorum yazıyorlar. Bu sitelerden makinaların olası aksesuarlarını da görürsünüz, üzerlerine takılan objektifler, pil üniteleri, filtreler... Beni en cezbeden aksesuar 'sualtı' aparatıdır. Artk makinaların çok estetik görünen ve bütün özelliklerini şu altında da kullanabileceğiniz şu altı 'kutu' larını da yapıyorlar.. Böyle bir aksesuarın varlığı bile insani su altı fotoğrafçılığına başlatabilir.
Bütün bu araştırmaların sonucunda en zor kısım gelir, artık seçenekleri bir kaç taneye indirgemek gerekir. İçinizin işindiği, gözünüzün kestiği bir kaç makina zaten siz bakarken ötekilerin arasından sıyrılır. Bir kere bu 'short list'i hazırladınız mı artık makina seçmenin sondan bir önceki aşamasına geçebilirsiniz.
Listenizi yaptıktan sonra ilk adım bu makinaların kullanım kılavuzlarını internetten indirmektir. Şimdi diyeceksiniz ki "biz makina geldiğinde bile kılavuzunu okumuyoruz, satın almadan mı okuyacağız?".. Milyar mertebesinde para harcayarak alışveriş yaptıktan sonra tatsız sürprizlerden hoşlanan arkadaşlar bu bölümü atlayabilirler... Bir çok makinanın kullanım kılavuzu pdf formatında internette vardır. Örnek vermek gerekirse Google'dan "user manual pdf download canon eos 300d" diye bir arama yaptığınızda muhtemelen ilk üç link içinde canon eos 300d'nin kılavuzunu mutlaka bulursunuz. Amazon.com genelde sattığı bütün ürünlerin kılavuzlarının da linklerini veriyor.. Kılavuzlar indikten sonra söyle bir göz gezdirip özelliklerine bakın. .Sitelerde bir makinanın özelliğine bakarken "netleme modları : üç tane" gibi bir ibare görmüş olabilirsiniz, ancak kılavuzdan bakıp bir de görürsünüz ki, o netleme modunu değiştirmek için iki menü değiştirip üç kere bilmemne tuşuna basmak lazım. Emin olun ki değiştirmesi bu kadar zor olan bu özelliği pratikte hic kullanmayacaksınız demektir.. Bir de her özelliği anlatan sayfanın altında "DIKKAT" le başlayıp "bu özellik bilmemne modundayken çalışmaz" diye devam eden o özelliğin sınırlarını belirleyen yazılar olur. Onlar da size makinayı pratikte kullanırken sınırlarınızın nerede olacağı ile ilgili fikir verir. Bu arada kılavuzlar tahminen türkçe olmayacaktır ama sonuçta "şuraya basın, sonra şu düğmeyi itin' falan türünden görsel bir anlatım olacağı için anlamak çok sorun olmaz.
Kılavuzlara bakıp makinaların genel kullanımı hakkında biraz fikir edindikten sonra sıra, en büyük bilgi kaynağı olan forumlara bakmaya gelir.
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] da müthiş aktif bir forum vardır.
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] un da kendine özgü bir forumu vardır ama siz ilk durak dpreview'a gidin. Soldakı menüde forums kısmına gelirseniz her markanın ayrı forumu olduğunu görürsünüz. Hatta popüler modellerin kendine özgü forumları bile vardır (canon 300d gibi).. Bu forumlar Türkçe forumların aksine günde bir kaç yüz mesajın dolaştığı ve bilgi akışının inanılmaz boyutlara vardığı müthiş forumlardır. Yazan insanların yarısı makinayı belli süredir kullanan insanlardır, diğer yarısı da oraya fikir almak için gelmiş "bu aletin pil ömrü ne kadardır", "fotograf kalitesi nasıldır" şeklinde sorular soran alıcılardır.
Muhtemelen sizin soracağınız bütün sorular başkalarının da aklına gelmiş ve sormuş oldukları için önce forumu söyle bir kısaca tarayın, başlıklara bakın, enteresan gelenlerin içine girin (malesef yine ingilizce tabii), arama özelliğini mutlaka kullanın.. Mesajlar arasında bir "mükerrerlik" arayın.. Mesela benim eski makinam Casio QV3000 di. ve de flash'i çok kötü bir makinaydı, insan tenini bembeyaz çıkarırdı. Foruma girip bakarsanız, her 10 mesajdan birisi bununla ilgiliydi.. İnsanlar buna çare üretmeye çalışıyorlardı. Nitekim yine burdan öğrendiğim bir yöntemle bu sorun da çözüldü (incecik kırmızı bir şeffaf bandı flash'in üzerine yapıştırıyorsunuz, ve bütün insanlar normal renklerinde çıkıyor...) Bu şekilde düşündüğünüz makinanın potansiyel bir problemi var mı yok mü az çok anlarsınız.. "az çok" diyorum çünkü eğer makina sahibiyseniz ve foruma yazıyorsanız, ya bir şikayetiniz vardır ona derman arıyorsunuzdur, ya da bilgilerinizi paylaşmaya çok meraklısınızdır. O yüzden genellikle forumlarda durum olduğundan daha feci görünebilir. Bir takım kızgın insanlar olayları abartabilir. Ancak eğer o makinayi 100 bin kişi aldıysa bunların sadece 1000'inin o forumlara girdini aklınızda tutarak okuyun. Sorunlar karşısında çok şüpheye kapılmayın makina hakkında. Oraya makinanın nasıl bozulduğunu değil, neler yapabildiğini görmeye geldiğinizi unutmayın. Çok ciddi bir sorun olduğunda zaten üretici firma ürününü geri çağırır, çağırmazsa da bir sonraki modelini kimse almaz.
Forumlara herkes o makinayla çektiği fotograflari yollar (hatta artık moda oldu, illa ki ilk çektiğiniz resmi yollayacaksınız, ne olduğu hiç önemli değil).. benim 'takıldığım' 300d forumunda bazı mecburi fotoğraflar da vardır, eğer 300d'niz varsa mutlaka "ördek", "sincap", "dolunay" ,"duvar" (objektifi test etmek için) ,"evdeki evcil hayvanınız ya da bebeğiniz" , "hayvanat bahçesinde bir gün", "uçan kuş", "gece vakti kö
prü" "güneş batışı" fotoğraflarını göndermezseniz olmaz... Bu fotograflardan zaten o makinanın doğru ellerde nasıl fotoğraf çektiğini görürsünüz. Daha da güzeli, yanlis ellerde nasıl çektiğini de görürsünüz. Makinası iyi çekmiyor diye defalarca servise gönderip aldıkları dükkandan değiştiren insanları görürsünüz. Böylece aslında makinanın ikinci planda olduğunu ve de asıl olayın fotoğrafı çeken insanda olduğunu da görebilirsiniz. Forumlar çok faydalı yerlerdir bu açıdan. Bir de benim tavsiyem, bir makinanın forumu ne kadar aktifse ö makinaya o kadar sıcak bakın. Çünkü bu şu anlama gelir, o forumdaki kadar çok insan sizin şu anda yapıyor olduğunuz incelemeyi bir vakit yapmış ve ö makinayı seçmişlerdir. Bir de ilerde makina aldığınızda basınız derde girerse o kadar çok insan yardımınıza koşacak demektir.
Bu araştırmalardan sonra artık listenizdeki makinaları iyice tanımıs olursunuz. Hatta forumda sorulan bir iki soruya cevap bile verebilir duruma gelirsiniz. Bundan sonra yapılacak iş, istediklerinizi elde etmek için nelerden ödün verebileceğinizi tespit etmeye kalir. Mesela bir makina arka arkaya hızlı olarak 20 fotograf çekerken diğer makina 5 tane çeker ama buna karşın fotograf kalitesi daha iyidir. Veya makinanın birisinin netleme seçme ayarı vardır ancak öteki makina da yüksek ASA larda az gürültü sergiler.. Bir tanesinin pil ömrü ötekinden uzındur ama öteki makina da 300 gram daha hafiftir... Bu seçenekler uzar gider. Bunların hepsini göz önüne alıp bir tanesini seçersiniz.
Ancak tavsiyem, inceleme yapmaktan hiç vazgeçmemeniz, çünkü gözünüzden kaçan kritik özellikler olabilir. Elediğiniz makinaları bile arasıra geri dönüp araştırmakta fayda var. Örnek vermek gerekirse, ben bu aralar harici flash almaya çalışıyorum, ve yukarıda size anlattığım bütün aşamaları geçtim, listemi yaptım, sonunda bire indirdim, ancak ismarlayacağım gün istediğim bir özelliği olmadığını gördüm (merak edenler için: 'fill flash' yapmak için otomatik moddan çıkıp 'manual' moda girip hesap kitap yapmak gerekiyormuş), ve de başka bir flash ismarladim, halbuki o flash'ın "patladıktan sonra tekrar hazır hale gelme süresi" ismarladiğim flash'ınkinden çok daha kısa sürüyordu.. Ama iste bütün güzellikler bir arada olmuyor..
Taşıma Çantaları
Forumlarda dolaşırken bir konuyu aklınızdan çıkarmayın, örneğin Canon 300d forumuna gidip de "meraba sizce ben Nikon D70 mı alayım Canon 300d mi" şeklinde bir soru sorarsanız zaten bunun cevabı bellidir. O yüzden mümkün olduğu kadar makinayla ilgili direk sorular sormalısınız ki mantıklı cevap alasınız..
Bir de seçim yaparken çok mükemmelci olmayın..Yani fotograf kalitesini anlayacağım diye resmi %500 büyütüp bakmanın hiç bir anlamı yoktur. Eğer çok anlamak istiyorsanız, resmi alıp A3 olarak baştırmak iyi bir yol ölür. Orda bakın bakalım gözünüze nasıl görünüyor.. Bilgisayarda bir resmi %500 büyütmek, herhalde bir apartmanın duvarını o fotografla kaplayıp bir metreden bakmaya benzer. Büyük formatte çekilmis fotograflardan olusturulan sokaktaki billboardların dibinden bakarsanız o fotograflarin bile hiç de öyle 'cam gibi' olmadığını görürsünüz. O yüzden makina seçerken pratikte hiç kullanmayacağınız detaylara çok takılmayın.
Artık alacağınız makina giderek kafanızda şekillenir, ve seçenekler artık bire inmiş gibidir. "gibidir" diyorum çünkü siz o makinayı satın alıp elinize almadan seçenekler asla bire inmiş olmaz..
Makina alırken gözönüne zaten almış olduğunuz 'aksesuarlar' kısmını asla atlamayın.. Bir kere makinayı elinize aldıktan sonra ilk gerekecek şey bir adet taşıma çantası olacak. Yeri geldiğinde naylon bir torbayla da taşıyabilirsiniz ama bence o kadar para verdiğiniz bir aleti daha iyi korumak gerekir. Eğer küçük bir makinaysa sorun yok, ancak büyük bir makina alıyorsanız (ki DSR ların tamamı 'iri' makinalar) o zaman çanta seçimi çok önem kazanıyor. Eğer uzun bir yürüyüşte belinizi kopartacak gibi bi bir çanta seçerseniz bir dahaki gezide fotoğraf makinanızı yanınıza almamak için bir sürü sebep yaratırsınız kendinize.. Çantalarınızı fotoğraf makinanıza ne kadar aksesuar alacağınıza göre ya baştan geniş alın, ya da genişleme opsiyonu olsun. İkinci önemli konu da, çantanın kendisi ağır olmasın... Bazı çantalar vardır ki, içi boşken zaten ağırdır. Mümkün olduğunca hafif çanta seçmekte fayda var. Bir de çantayı bir tür 'giyecek' olarak düşünün. Giyince rahat edemediğiniz bir elbiseyi nasıl ki almıyorsunuz, çantayı da almayın.
Çantalar da kişilerin alışkanlıklarına göre bir kaç çeşit oluyor.. Yazı serisinin "çantalar"i da kapsaması açısından bildiklerimi yazıyorum, bu kısmın dijital fotoğrafçılıkla bir alakası yok, içine her türlü makinayı koyacağınız çantalar.. Büyük ihtimalle benden çok daha tecrübeli çok insan çıkacaktir.
-Omuza astığınız, bir çok fotoğrafçının yanında gördüğünüz en klasik çanta tipi. Kötü tarafı, uzun yürüyüşlerde hep dert olur. Çünkü asimetrik bir şekilde asılıdır ve dengenizi bozar.. Çapraz asmaya kalksanız bu sefer de vücudunuza olmadık bir tork uygular. Her halikarda yürüyüşler ya da bütün gün süren fotoğraf seanslarında yorucudur. Öte yandan bu kadar çok kullanıldığına göre demek ki kullananların çok sevdiği bazı yönleri de yok değildir.. SAnırım içine çok fazla şey alabiliyor olması önemli bir etken.... Örneğin:
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
-Toploader'lar. Benim favori çanta tipimdir. Fotoğraf makinası içinde ters dürür, ve makinayı çıkarıp geri yerine koymak çok hızlı olur. Bu çantaları da yandan asmanız gerektiği için aynı dengesizlik sorunlarını burda da yaşarsınız. Ancak bazı modellerini ek bir aparatla göğsünüze asmak ya da kemerinize takmak mümkün.. Kötü yanı tek başına fazla malzeme taşımaz. Benim şu anda kullandiğim:
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
- Sırt çantaları.. Uzun yürüyüşler için biçilmiş kaftandır. Daha rahatı olamaz. İçine dünyayı alır, saatlerce yürüseniz de farketmezsiniz (tamam biraz farkedersiniz ama dengesiz değildir).. Kötü yani, çantanın kendisi çok ağırdır. Bir de o kadar çok gözü vardır ki, bir şeyler doldurmadan duramazsınız, sonuçta 15 kilo olur çıkar sizin çanta. Başka bir kötü yani da, çanta sırtnızdayken makinanıza ihtiyacınız olursa öyle 'hop' diye makinanızı çıkartamazsınız, illa ki çantayı çıkarıp makinayı içinden almanız gerekir. Ben böyle bir sırt çantasıyla (
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]) kızılcahamam gezisine gittim, çanta 13 kiloydu, yaklaşık 5 saat yürüdüm, bunun iki saati güneş altında tepe tırmanmakla geçti ve çanta hiç sıkıntı yaratmadı. Eğer aksesuarınız çoksa düşünülmesi gereken bir alternatiftir.. Genelde pahalı oluyorlar ama bakın sürda 18 sterline satılan bir model var:
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] info.php?cPath=777 1 103 10308&products id=6021 .. Eğer Türkiye'de herhangi bir firma üretiyorsa tahminen daha ucuza olabilir, fotoğraf dükkanlarına gidip sormakta fayda var. Hatta soysal pasajı tarzı kendi üretim yapan mağazaların olduğu yerlere tarif ederseniz deneyen çıkabilir bile..
- Free bag stili bele takılan çantalar da vardır ama ben hiç görmediğim gibi nasıl kullanıldığını da aklım kesmez..Düşer o çanta adamın belinden.. Kullanan varsa eğer fikirlerini yazarsa sevinirim.
- Slinger denen "sırt çantası - omuz çantası - toploader" karışımı çantalar. Bu çantalar tasarımları gereği sırt çantası gibidirler, ancak gerektiğinde vücut üzerinde bir tür atıp öne geçebilirler, böylece çantayı "soyunmadan" istediğinizi içinden alabilirsiniz.. Surda bir iki örnek var:
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...]
Bütün çantaların genellikle kendi gözleri ve bölümleri dışında modüler olarak ayrıca satılan ve içine objektif, su kabı vs koyabileceğiniz ek aksesuarları da vardır, bazıları faydalı olabilir.
Nereden almalı?
Artik makinanızı seçtiniz ve is gidip onu satın almaya kaldı.. İstediğiniz fotoğraf makinasını almanın birden fazla yolu vardır.. Ben bildiklerimi sıralayayım..
1. En yakın mağazadan gidip almak.
En kestirme ve hızlı yol budur.. Zaten gözünüze istediğiniz makinayı satan bir yer kestirmişsinizdir, oradan gider alırsınız. Bunlar Teknosa'lar, fotoğraf malzemeleri satan yerler, büyük alışveriş merkezleri vs her yer olabilir. İstisnaları da olmakla beraber genellikle en pahalı seçenek budur. Avantajı, bi aksaklık olduğunda, bir bozukluk durumunda başvuracağınız insanların nerede olduğunu bilirsiniz. Genelde fiyatlar amerika fiyatlarının yaklaşık iki katıdır. Ancak avrupa fiyatları üç aşağı beş yukarı yakındır.
2. Türkiyedeki bir internet sitesinden almak.
Türkiye'de artık bir çok ürün (hatta iğneden ipliğe desek yalan olmaz) internet üzerinden satılıyor. Açıkçası ben şimdiye kadar Türkiye'den yaptığım alışverişlerin %90 ini
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] dan yaptım. Hiç bir şikayetim olmadı.. Ofis sandalyesinden printer'a, hard diskten modeme kadar bir sürü şey aldım, sorun yaşamadım. Tek kötü yanları, sitenin araması korkunç. Hiç bir şey bulunamıyor.. Onun dışında gayet hızlı hizmet veriyorlar. Öteki alışveriş sitelerini bilemiyorum, çünkü çok fazla alışveriş yapmadım, ancak online alışveriş Türkiye'de bayağı gelişti.. Eğer bir bozukluk olursa da yolluyorsunuz, tamir edip (ya da değiştirip) geri gönderiyorlar, benim aldığım bir disk arıza yaptı ve sorun çıkmadan halledildi. Online alışveriş yaparken ilk önünüze gelen yerden almayın, bir fiyat araştırması yapın, Türkiye'de ben pek başka bir örneğini bilmiyorum,
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] isimli bir site var, kendi çapında karşılaştırmalar yapıyor.. Çok kısıtlı bir bağlamda yapıyor ama hiç yoktan iyidir . EN azından hangi dükkanların olduğunu görüyorsunuz araştirirken.
3. Yurtdışından bir internet sitesinden almak.
Bunun için önce "international" nitelikli bir web sitesi bulmanız gerekli... Bunlar içinde en başarılısı
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] dur. Çok da fahiş olmayan taşıma ücretleri alırlar.. Ancak ürünlerin gümrüğünü verirsiniz. BIr kaç arkadaşım ismarladı ve paket direk evlerine geldi.. Sanırım gümrükte örnekleme yoluyla kontrol yapılıyor.. Pek bilgim yok bu konuda doğrusunu isterseniz. Aranızda mutlaka ismarlamış olan arkadaşlar vardır, onlar bildiklerini yazarlarsa iyi olur. Yurt dışından bir şeyler alırken dikkat edeceğiniz konu garanti konusudur. Bazı firmalar uluslararası garanti verirken büyük çoğunluğu sadece bölgesel garanti verirler. O yüzden özellikle fotoğraf makinası alırken yanında uluslararası garanti de satarlar Onu da almayı düşünebilirsiniz.
Bu arada bir ara gümrüklerle ilgili bir araştırma yapmıştım, bundan 8-10 sene önce bir uygulama vardı hala sürüyor mudur bilmem: Belli dini ve milli günler döneminde (mesela kurban bayramı öncesi) belli bir miktara kadar olan eşyalardan gümrük alınmıyordu (o zaman bu miktar 500 markti), eğer bu tip bayramlara yakın dönemlerde alışveriş yaparsanız gümrük ödeseniz bile daha az ödeyebilirsiniz.. Ancak dediğim gibi şu andaki durumu araştırmak lazım.
4. Yurtdışından (tercihan amerikadan) gelen bir arkadaşınıza yüklemek.
En ekonomik yollardan biridir. Fotoğraf makinası gibi kişisel bir eşya taşıma konusunda da sorun çıkarmayacaktır. Yalnız bir çok durumda kutunun sizin dışınızda birisi tarafından açılmasına katlanmanız gerekir. Bir de çoğunlukla kullanım kılavuzları çok yer tuttuğu ve ağır olduğu için onlar da pek size ulaşmaz. Eğer arkadaşınız yurt dışında yaşayan birisi ise gelişinden en az iki ay önce ismarlamanızı öneririm. Hatta eline geçince makinayı açsın kullansın. Çünkü eğer bir aksilik olursa götürüp geri verme imkanı vardır. Yoksa ilk siz burda elinize aldığınızda bir problem görürseniz bütün hevesiniz kursağınızda kalir. Ancak yurt dışına kısa süreli bir ziyarete gittiyse tabii o zaman bu şans pek olmaz. Orada yaşayan birisiyse genelde onun kendi kartıyla kendisi ismarlarsa daha hızlı gelebilir. Firmalar kredi kartı adresleri konusunda çok hassas oldukları için kendi kredi kartınız sorun olabilir. Ancak mutlaka sizin ismarlamanız gerekirse mesela amazon.com 'teslim adresi' ile 'fatura adresi' ni ayrı girmenize izin veriyor ve sorun olmuyor. Fakat başka yerlerde pek bu tip bir uygulamaya rastlamadım. Eğer kredi kartınızın kayıtlı olduğu adres ile verdiğiniz teslim adresi farklıysa önce bankadan teyit ediyor bir sürü işlem yapıyor ve teslimat çok gecikiyor.
Amerika'dan herhangi bir şey alırken ilk yapmanız gereken
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...],
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...],
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] gibi sitelere gidip fiyatlara bakmaktır.. Ancak burda görürsünüz ki aradığınız ürün bir dükkanda (atıyorum) 800 dolar ötekinde 500 dolar. En ucuz olana hemen atlamayın, o dükkanın adını alın, sonra
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] adresine gidip sitenin ne kadar güvenilir ve dürüst olduğuna bakın... Genellikle bu tip internet sitelerinde fiyatlar çok ucuzdur, siz siparişi verirsiniz, sonra size bir mail gelir "siparişinizin onayı için 0-800-falanca numarasını arayın".. Telefondaki adam size ısrarla aksesuar satmaya çalışır, ama piyasada 100 dolar olan kartı 300 dolara, 20 dolar olan pili 100 dolara satmaya çalışır. Eğer hiç birini almazsanız bu sefer "kusura bakmayın ürün şu anda stoklarımızda yok, üç hafta izin vermeniz lazım' der ancak o üç hafta bir türlü geçmez. O yüzden fiyatı ucuz diye bu tip bir maceraya girmeye hiç değmez. Ortalık bu tip sitelerde kötü hatıraları olan bir sürü insanla doludur. O yüzden dikkatlı olmakta fayda var.
Bir de fiyatlarda "after mail in rebate" lafını görürseniz bilin ki o 'rebate' sizin hiç bir işinize yaramaz. Çünkü postayla gönderilen birşey ve sadece (çoğunlukla) amerika içinde geçerli. Özetle siz bir formu doldurup gönderiyorsunuz, onlar da size indirim miktarı olan parayı gönderiyorlar.
Bunun dışında
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ve
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] gibi siteler o dönemde olan fırsatlar ve indirimler hakkında da önemli ipuçları verirler. Örneğin fotoğraf makinası satışında hiç aklımıza gelmeyen dell.com da bir sürü indirimli fotoğraf makinası almanın mümkün olduğunu bu sitelerden görebilirsiniz.
5. Yurt dışına gittiğinizde kendinizin gidip bir dükkandan alması
Yol parasını ve orda kalma masraflarını çıkarırsanız diğer bir ekonomik yol budur. Ancak sorun gittiğiniz yerde hangi dükkandan alacağınızı bilmemektir. Tavsiyem önce internetteki forumlardan bir soruşturmanızdır..Google'dan da arama yapabilirsiniz. İnternet siteleri olan bir çok dükkanı bulabilirsiniz bu şekilde. Amerikadaki bazı dükkanlar "price match" denen bir şey yapıyorlar.Yani o dükkandan daha ucuz satan bir yer bulursanız size o ucuz fiyattan veriyorlar.. İnternet sitelerindeki fiyatları da kabul ediyorlar. Forumlarda "ben senden daha ucuza aldım naber" mesajları çok yaygın olduğu için bir kaç mesajda hemen bulabilirsiniz böyle yerleri.. ..BIr mağazalar zinciri olan Sears'ta böyle bir uygulama yapıldığını bu tip mesajlardan biliyorum. Dükkan ya da dükknları bulduktan sonra da
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] adresine gidip kaldığınız otelden ya da evden o dükkana nasıl gidileceğini öğrenirsiniz. Kaldığınız yerin ve dükkanın adreslerini verdiğiniz takdirde size üzerinde yönler ve mesafeler çizili olan kroki verecektir.
DSLR makinaların farkları
Tebrikler, artık sizin de bir dijital fotoğraf makinanız oldu.. Bir ekipman aldığınızda birinci kuralı asla unutmayın: KULLANDIĞINIZ EKİPMANI TANIYIN. Dijital makinalar genellikle üstünde bir sürü düğme olan, menülerinden girdiğinizde, ilk bakışta korkutucu görünen bir sürü ayarı olan makinalardır. Siz makinanızı ne kadar tanırsanız çektiğiniz fotoğraflar o kadar size ait olur. Ne kadar az tanırsanız da o fotoğraflar makinanın çektiği fotoğraflar olur. O yüzden önce kullanım kılavuzunu elinize alın, fotoğraf makinasını da öteki elinize alın, sayfa sayfa okuya okuya makinanın her düğmesinin ne ise yaradığını bir anlayın. Ayarları ayrı ayrı deneyip fotoğraflar çekin, nasıl bir fark yarattığını anlayın. Çok angarya görünebilir ama biraz sabredip yapın, faydasını mutlaka göreceksiniz.
Eğer daha önce dijital makina kullanmadıysanız, belki Dijital makinalar ile film fotoğraf makinaları arasında ne gibi farklılıklar olacak ona da birazcık dokunmak faydalı olabilir (ben aşağıda DSLR ler ile fim SLR ler arasındaki farkları vereceğim ancak çok büyük kısmı SLR benzeri ya da P&S makinalarda da aynıdır):
1. Işığın düştüğü (yanı pozlamanın yapıldığı) ortam
Tabii ki en bariz olani, film SLR makinalarda ışık 'fim' üzerine düşerken DSLR'da bir sensor ya da algılayıcı üzerine düşer. Siz filmi her sardığınızda yeni bir film'e çekersiniz fotoğrafı, ancak DSLR'da hep aynı sensor vardır objektifin arkasında. Filmi çizerseniz bir şey olmaz, sadece o fotoğraf gider, ama sensoru çizerseniz basınız dertte demektir.
2. Fotoğraf çekildikten sonraki an
Siz deklansöre basıp perde açılıp kapandıktan sonra, , film SLR makinada ışık filmin kimyasal özelliklerine göre film üzerinde fotoğrafı oluşturur, ve film sarılarak yeni film pozlanmaya hazır hale gelir, (ya da üst üste çekiyorsanız bir sonraki pozlamayı bekler). DSLR'da işe, çektiğiniz fotoğraf bir takım işlemlerden geçmeye başlar.. Sizin yaptığınız ayarlara göre, makinanın işlemcisi tarafından renk yoğunluğu arttırılır, kontrastı ayarlanır, keskinliği değiştirilir , beyaz dengesi ayarlanır ve (makinadan makinaya değişen) başka bir takım işlemler daha yapılır, ondan sonra disk üzerinde saklanır Yani eğer siz isterseniz fotoğraflar sensörden çıkıp diske kaydedilmeden önce bazı değişimlere uğrayabilirler. Bu nedenle makinanın ayarlarını bilmeniz önemlidir. Öte yandan "hiç bir işlem yapma, sensörden nasıl çıktıysa fotoğraf öyle kaydet, daha sonra ben yaparım bütün işlemleri" diye bir seçenek de vardır. O yüzden makinanın sizin için yapacağı işlemleri kısıtlamak da (ya da hepten engellemek de) mümkündür.
3. Kontrast, keskinlik, renk dengesı, renk eğrisi vs.
bu işlemler, sensorun algıladığı fotoğrafın diske kaydedilmeden önce geçirebileceği işlemlerden bazılarıdir. Her makinaya göre değişik olabilir. Örneğin Nikon DLSR'larında 'renk eğrisı' diye bir ayar olduğunu duymuştum, ama onun yerine Canon makinalarında 'renk tonu' diye bir parametre vardır. Bu ayarları değiştirerek makinadan çıkan fotograf üzerinde farklılıklar yaratabilirsiniz. Örneğin normalde 'kontrast=0' şeklinde bir ayarda fotoğraf çeken birisi bir teleobjektif taktığında kontrastı artırmak isteyebilir.. Bu ayarların sizin damak tadınıza en uygununu bulmanın yolu, 'deneme - yanılma'dan geçer. Bir çok makina bu ayarların set olarak saklamanıza izin verir.. Örneğin "set 1" diye bir ayarda 'keskinlik=0, kontrast = -2, renk tonu= +1' gibi parametreler varken, 'set 2' olarak saklanan bir ayar setinde 'keskinlik = 2, kontrast = 0, renk tonu=0" olabilir ve siz havanın bulutluluğuna göre, ya da taktiğiniz objektife göre, ya da çektiğiniz konuya göre bu ayar setlerini bir düğmeye basarak istediğiniz anda değiştirebilirsiniz.
4. ASA
Artık ASA değiştirmek istediğinizde filmi sarmanıza ve yeni bir film takmanıza gerek yok. Çünkü yine bir düğme yardımıyla, sensorun ışığa olan hassasiyetini değiştirebilirsiniz. Yüksek asa'lı filmlerde gren miktarı çok olduğu gibi, dijital fotoğraflarda da 'gürültü' miktarı fazladır. Bir de dikkat edilecek nokta çok yüksek ASA li fotoğraflarda detay seviyesi, düşük ASA'li fotoğraflara göre daha azdır. Yani 100 ASA'da uzaktaki bir adamın yüzü , ağzı burnu seçilirken, 1600 ASA bir fotoğrafta detay olarak bu kadar seçilemeyebilir. Sanırım film ortamında da benzer durumlar söz konusu. P&S ve SLR benzeri dijital makinalarda 200 ASA'nın üzeri pek kullanılabilir olmamakla birlikte DSLR larda 1600 ASA'da çok iyi sonuç veren makinalar mevcuttur. Yüksek ASA kullanımından kaynaklanan 'gürültü' yu temizlemek için bir çok program vardır. Bunlardan benim bildiklerim Noise Ninja ve Neat Image'dir. Ben gerek gördüğüm durumlarda Neat İmage kullanıyourm, eğer ticari amaçla kullanmayacaksanız ücretsiz olarak internetten indirebilirsiniz (
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...].. Farklı isimlerde bir çok başka program da bulabilirsiniz. Bu programlar fotoğrafın gürültü seviyesine bakıp o gürültüyü detaylara dokunmadan temizlemeye çalışırlar, sonunda düşük asa'da çekilmiş gibi düşük gürültü seviyesine sahip bir fotoğraf ortaya çıkar. Tabii ne yaparlarsa yapsınlar fotoğraf kalitesinde düşme meydana gelir, ancak bayağı tatminkar sonuçlar elde etmek de mümkündür. Eğer çok az aydınlatılmış bir ortamda çok yüksek ASA ile fotoğraf çekiyorsanız bu programlardan alacağınız sonuçlar enteresan olabilir.
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] ve
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYI TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUNUZ...] adreslerinde 1600 Asa ile çektiğim iki fotoğraf var (teknik ve estetik değerlendirmesine girmeyelim lütfen

), bowlingci fotoğrafı neat image ile temizlenmiştir. Diğeri olduğu gibi bırakıldı, sadece boyu küçültüldü.