| ||
| |||||||
| AŞK SEVGİ AŞK VE SEVGİ HAKKINDA AKLINIZA NE GELİRSE... |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| admin Üyelik tarihi: Feb 2006 Yaş: 28
Mesajlar: 61.037
Teşekkürleri: 2
4 mesajına 4 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Bu Kadar Sevebilir Misiniz? BU KADAR SEVEBILIR MISINIZ? Bir otobüs duraginda karsilasmislardi ilk kez.... Biri tipta okuyordu, öbürü mimarlikta. O ilk karsilasmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karsilasabilmek icin, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler. Genctiler, cok genc... Birbirileriyle konusacak cesareti bulmalari biraz zaman aldi ama sonunda basardilar. Ikisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardi aslinda. Delikanli arkadasinda kaldigi icin o duraktan binmisti otobüse, kiz ise ablasinda.... Sirf birbirilerini görebilmek icin, her sabah erkenden evlerinden cikip, sehrin öbür ucundaki o duraga, onlarin duragina geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... Okullarini bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de cok mutlu... Bazen issiz, bazen parasiz kaldilar ama öylesine siki kenetlenmisti ki yürekleri ve elleri hicbir seyi umursamadilar. Ayin sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarinda da hep mutluydular. Zaman asimina ugrayan, aliskanliklara yenik düsen, banka hesabinda para kalmadigi icin ya da tam tersine o hesabi daha da kabarik hale getirmek uguruna bitip-tükeniveren sevgilerden degildi onlarinki... Günler günleri, yillar yillari kovaladikca sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri cocuklarinin olmamasiydi. Zorlu bir tedavi sürecine ragmen cocuk sahibi olmayinca, "bütün mutluluklarin bizim olmasini beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarina. Cocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... "Senin icin ölürüm" derdi kadin, simsiki sarilip adama ve adam "Hayir, ben senin icin ölürüm" diye yanit verirdi hep... Bazen eve geldiginde, aynanin üzerinde bir not görürdü kadin, "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafina bak...." Kütüphanenin ikinci rafinda baska bir not olurdu, "Mutfaktaki masanin üzerine bak ve seni cok sevdigimi sakin unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notlari okuya okuya kosturan kadin, sonunda kimi zaman bir demet cicek, kimi zaman en sevdigi cikolatalar, kimi zaman da pahali armaganlarla karsilasirdi... Aldigi hediyenin ne oldugu önemli degildi zaten.... Hayat ne kadar hizli akarsa aksin, isleri ne kadar yogun olursa olsun hep birbirlerine ayiracak zaman buluyorlardi bulmasina ama kirkli yaslarin ortalarina geldiklerinde, daha az calismaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrildi ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye basladi. Kadin da mimarlik bürosunu kapadi ve sadece özel projelerde görev aldi. Artik daha fazla beraber olabiliyorlardi. Bir gün sahilde dolasirken, harap durumda bir ev gördü kadin, üzerinde "satilik" levhasi asili olan. "Ne dersin, bu evi alalim mi?" dedi adama. "Bu viraneyi yiktirir, harika bir ev yapariz. Projeyi kafamda cizdim bile. Kocaman terasi olan, martilari kahvaltiya davet edecegimiz bir deniz evi yapalim burayi..." "Sen istersin de ben hic hayir diyebilirmiyim?" diye yanit verdi adam. "Amerika'daki tip kongresinden döner dönmez ararim emlakciyi... Kac para olursa olsun, burasi bizimdir artik...." Sadecebir hafta ayri kalacaklarini bildikleri halde, ayrilmalari zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konustular telefonla. Gözyaslari icinde kucaklastilar havaalaninda. Fakat birkac gün sonra, kocasinda bir tuhaflik oldugunu fark etti kadin. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konusmaktan kaciniyordu. Onu neselendirmek icin, sahildeki evi hatirlatti ve cizdigi projeyi verdi kadin ama hic beklemedigi bir cevap aldi: "Canim, o ev bizim bütcemizi asiyor. Sen en iyisi o evi unut..." Mutsuzluk, mutlulugun tadina alismis insanlara daha da aci, daha da cekilmez gelir. Kadin, hic sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi icin yalvardi adama, "Senin icin ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü bos yere... Yillardir sevdigi adam, duyarsiz ve sevgisiz biriyle yer degistirmisti sanki. Ona ulasmaya calistikca, beton duvarlara carpiyordu kadin, her carpmada daha fazla kaniyordu yüregi... Bir gün, cocuklugunun, gencliginin ve bütün hayatinin birlikte gectigi arkadasina dert yanarken, "Artik dayanamiyorum, sana söylemek zorundayim" diye sözünü kesti arkadasi. "O, seni aldatiyor. Is yerimin tam karsisindaki restoranda genc bir kadinla yemek yiyiyor her öglen. Sonra sarmas dolas biniyorlar arabaya...." "Sus, sus cabuk, duymak istemiyorum bu yalanlari" diye bagirdi kadin. Onca yillik arkadasini, kendisini kiskanmakla sucladi.... Ertesi gün, ögle vakti o restoranin hemen karsisinda bir köseye sindi sessizce ve peri masallarinin sadece masal oldugunu anladi... Kocasinin eskiden ayni hastanede calistigi genc cocuk doktorunu tanidi hemen. Bazen evlerinde agirladiklari kadina nasil sarildigini gördü adamin... Aksam kocasi eve gelir gelmez, bazen bagirip, bazen aglayarak, bazen ona simsiki sarilip bazen de yumruklayarak haykirdi suratina her seyi. Inkar etmedi adam. Zamanla duygularin degisebildigi, insanlarin orta yasa geldiklerinde farklilik aradigi gibi bir seyler geveledi agzinda ve bavulunu alip gitti evden. Kapidan cikarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama kadin, "defol" dedi nefretle... Ilk celsede bosandilar... Modern bir ask hikayesinin böyle son bulmasina kimse inanamadi. Arkadaslarinin destegiyle ayakta kalmaya calisti kadin. Adamin, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerlestigini ögrendi. Bazen yalniz kaldiginda, onu hala sevdigini hissedince, aglama nöbetleri geciriyor, askin yerini, en az onun kadar yogun bir duygu olan nefretin almasi icin dua ediyordu. Aradan bir yil gecti... Her seyin ilaci oldugu söylenen zaman bile, kadinin derdine care olamamisti. Bir sabah, israrla calan zilin sesiyle uyandi. Kapiyi actiginda, karsisinda o kadini gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bagirmak istedi ama sesi cikmadi. "Lütfen, iceri girmeme izin ver, mutlaka konusmamiz gerekiyor." dedi genc kadin. Kanepeye ilisti ve zor duyulan bir sesle konusmaya basladi: "Hicbir sey göründügü gibi degil aslinda. Cok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Gecen yil Amerika'daki kongre sirasinda ögrendi hastaligini ve yaklasik bir senelik ömrü kaldigini. Buna dayanamayacagini, hep söyledigin gibi onunla birlikte ölmek isteyecegini biliyordu. Seni kendinden uzaklastirmak icin, benden sevgilisi rolünü oynamami istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerlestigimiz yalanini yaydi. Oysa ilk karsilastiginiz otobüs duraginin karsisinda bir ev tutmustu. Tedavi görüyor ve kurtulacagina inaniyordu ama olmadi. Gece fenalasmis, bakicisi beni aradi, son anda yetistim. Sana bu kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan yaslari durduramayacagini biliyordu kadin. Hemen oracikta ölmek istiyordu. Eline tutusturulan kutuyu acmayi neden sonra akil edebildi. Itinayla katlanmis bir sürü kagit duruyordu kutuda. Ilk kagitta, "Lütfen bütün notlari sirayla oku bir tanem" diyordu... Sirayla okudu; "Seni cok sevdim", "Seni sevmekten hic vazgecmedim", "Senin icin ölürüm derdin hep, dogru söyledigini bilirdim." "Fakat benim icin ölmeni istemedim" "Simdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim icin yasayacaksin, anlastik mi?" son kagidi eline alirken, kutuda bir anahtar oldugunu gördü kadin... Ve son kagitta sunlar yaziliydi: "Sahildeki evimizi senin cizdigin projeye göre yaptirdim. Kocaman terasta martilarla kahvalti ederken, ben hep seni izliyor olacagim...." Bir soluk kadar yakin,yildizlar kadar uzak derler sevgi için...uzanirsin yetisemezsin,yetisirsin dokunamazsin,dokunursun vazgeçemezsin,vazgeçersin ama UNUTAMAZSIN Hayatta hiç kimse için aglamaya degmez. Zaten aglanacak kisi seni aglatmaz. olurda bir gün aglarsan... devamı bende saklı..:kupa:
__________________ Unutmayı bana sor, kendine sorma; zaten sen beni unutmuşsun, ama ben hiç unutmadım unutmayacağımda. Seni güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar seviyor, dünyanın kuzeyinden güneyine özlüyorum. Anladım ki sen benim dünyam olmuşsun, sensizliği ölüm kabul ediyorum. Seni en son gördüğümde gece kıyıda yatmandı gökyüzünde gördüğün AY DEĞİL BENİM SEVDAM Seni sevmek suç ise cezam idam olsun. Cezam idam ise sevdiğim celladım olsun |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Boyutlar | ORYoDa | FeLsefe -Parapsikoloji | 3 | 06-12-2007 11:50 PM |
| Deniz Gezmiş | ORYoDa | MAGAZİN DÜNYASI | 6 | 04-02-2007 04:52 PM |
| Hiç kimseyi senin kadar sevmedim | OmeRAdmiN | AŞK SEVGİ | 0 | 12-04-2006 07:18 PM |
| Peygamberimizin Geleceğe Dair Verdiği Haberler | ORYoDa | FeLsefe -Parapsikoloji | 0 | 12-03-2006 02:53 PM |
| BAKMADAN GEÇMEYİN! Bedava template,kodlar,scriptler,AdanZye Herşey | SuSKuN | Web Tasarım GeneL | 0 | 12-03-2006 01:42 PM |