| ||
| | #1 (permalink) |
| ***** Üyelik tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 5.860
Teşekkürleri: 7
1 mesajına 1 kere teşekkür edildi.
İtibar Gücü: 500 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Kumral Yalnızlığım ![]() Hiç gitmeyeceğine inandığım sevgililerin, her gidişinde benden daha fazla şey götürdüğü; uzun, uzun bir tren yolculuğuydu hasretin. Ben her dakikada en az altmış kere öldüm, ve en az seni sevdiğim kadar üzüldüm yokluğuna. Çok daha kumralını tanıdım sonra; yalnızlığın… Beton-arme bloklar arasında… Öylesine sıkışmıştı ki hasretin kapıya… Hasretin kapıda. Ne yapsam olmuyorum, yarım kalıyorum; giden her sevgilinin ardında. Hiçbir şey yoktu çekip giderken… Oysa hala hatırlıyorum mutluluğu. Islak yanaklarından anlıyorum durumun ehemmiyetini… Ve inan çok daha kumralını tanıdım sonra… Uzun saçları omzundan dökülen; kaderi, içindeki hüznü belirten; kederli bir akşam yağmurunda tüm zarafetiyle yürüyen kadınlar… Hala çok daha fazlasını istediğim hayatın; benden daha fazla şey götürdüğü, daha kumral bir yalnızlığa tanık oldum… Şüpheli, samimiyetsiz arkadaşlıklar kurdum uğrunda; ve en az seni sevdiğim kadar üzüldüm, içinde bulunduğum duruma… Ve çok daha kumralını tanıdım sonra; yalnızlığın… Betonarme blokların soğukluğunda.. |
| | |