Geri git   BİZİMNETCİLER >
EDEBİYAT,KÜLTÜR,SANAT,TARİH,
> TARİH > Tarihimiz

Tarihimiz Dünden Bugüne Tarihimiz..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-30-2007, 11:14 AM   #1 (permalink)
 
tevbe_42 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 4,154
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
İtibar Gücü: 230 tevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond reputetevbe_42 has a reputation beyond repute
Türklerin Kullandiklari Takvimler:

TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER:


1)- 12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ: Türklerin kullandığı en eski takvimdir. Güneş yılını esas alır .Bu takvimde her yıl bir hayvan adıyla anılıyordu.

2)- CELALİ TAKVİM: Büyük Selçuklular zamanında Melikşah tarafından hazırlatılan bu takvim güneş yılına göre hazırlanmıştı.

3)- HİCRİ(HİCRET) TAKVİMİ: Ay yılını esas alır. Başlangıç olarak Hz. Muhammed'in Mekkeden Medine'ye hicret ettiği 622 yılını alır. Bugün Ramazan, mevlidler gibi dini günlerde bu takvimi kullanmaktayız.

4)- RUMİ TAKVİM: Osmanlı devletinde resmi ve mali işlerde kullanılmak üzere 19. yüzyıl başlarından itibaren yürürlüğe giren takvimdir. Güneş Yılını esas alır.

5)- MİLADİ(MİLAT) TAKVİMİ: 1926' dan itibaren kullandığımız takvimdir. Güneş yılını esas alır. Temeli Mısırlılar'a dayanır. İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batıta aktarılmıştır. Romalılar Sezar zamanında JULYEN takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağda Papa XII.Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle GREGORYAN TAKVİMİ olarak anılmıştır. Günümüzde ise Milat takvimi denilmektedir. Milat takvimi Hz. İsa'nın doğuşunu(sıfır) kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder.

HİCRİ TAKVİMLE MİLADİ TAKVİM ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?



1)- Hicri Takvim AY yılını, Miladi Takvim GÜNEŞ yılını esas alır. Bu yüzden ikisi arasında 11 gün fark vardır.
2)- Başlangıç tarihleri farklıdır. Hicri Takvimde başlangıç tarihi Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği tarih olan 622 yılıdır. Miladi Takvimde ise başlangıç Hz. İsa'nın doğum tarihi 0 yılıdır.

TÜRK TAKVİMİ = ONİKİ HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ VE YILIN BAŞLANGICI



İnsanın yaşadığı ömrünü daha sıhhatli değerlendirmesi, zamandan en iyi şekilde yararlanması ve bilmesi demek olan “zaman hesabı”= takvim, öncelikle insan’ın kendisi için gereklidir. İnsan,yani beşer ise, , geçmiş bin yıllarda ortalama 60 sene ömürlü sayılıyordu. Eski Türk zaman hesaplamalarında doğrudan tabiat ve insan iki önemli unsurdur.
Türk takviminin ilk özelliği, orta kuşak coğrafyasının imkân verdiği zamanlamaya sahip olmasıdır. Bu güneşin hareketlerine bağlı olarak kolaylıkla belirlenebilir. Nasıl güneş gören evlerimizde, odalarımıza güneşin hangi aylarda girdiğini, hangi aylarda girmediğini biliyorsak, bunu aylara göre değil, ama güneşin durumuna göre hesaplamak mümkündür. Böylece tabiata bağlı olarak, kolaylıkla düzenlenebilecek güneş saatleriyle, iki zaman kesinlikle bilinebilir. Bunlar güneşin en aşağıda olduğu, günümüz takvimindeki isim ve zamanıyla 21 Aralık ve en tepede olduğu 21 Hazirandır. Bunlardan birisi, güneşin uç noktaya gelişi kolaylıkla bilinir ki aynı yere ikinci gelişine kadar geçen zamana yıl=sene denmiştir. Yıl, böylece öncelikle ikiye ayrılabilir.
Bu iki zaman, senenin ikiye ayrılabileceğini açıkça gösterir. Fakat kuzey yarımküresinin iklim şartları, meselâ Osmanlılarda senenin ikiye ayrılmasını , biraz daha gerideki zamana göre yapmıştır: 7 Kasım’da başlayan: Kasım Günleri; 6 Mayıs’ta başlayan Hızır günleri. Hemen belirtelim ki bu iki tarih de, zamanın kolaylıkla ölçülebilecek birer ayrı belirgin noktasıdır.
Senenin içinde, iki uç noktanın dışındakinde , gece ile gündüzün eşit olduğu zaman vardır. 21 Mart ve 22 Eylül. Bu iki zaman da, gece ile gündüz eşittir. Böylece, yılı dört bölüme ayırabiliriz. Nitekim Türk takviminin esası da yılın dörde bölünmesidir: Bunlar sırasıyla, Kış, Yaz, Yay ve Güz’dür. Batı Türklüğünde “yay” kaybolup, yerini yaz doldurmuş, yazın bıraktığı yere ise Farsça bahar girmiştir. Ancak öteki Türk âleminde bugün de binlerce yıllık mevsim adları yaşamaktadır.
Gökyüzündeki “ay”ın belirli zamanlarda aynı şekli almasıyla “ay” dediğimiz zaman birimi ortaya çıkmıştır. Türk insanı, her iki kavramı aynı kelime ile ifade ederek, kavramın kökenini de göstermiştir. Genellikle bir yılda ay oniki (=12) defa şekil değiştirmekte olduğundan, yıl oniki ay kabul edilmektedir.
Böylece onikili bir ayrıma da gelmiş olmaktayız.
Ancak, uzun zaman dilimleri söz konusu olduğunda, yıl içinde 12 den daha çok, ama tam olmayan bir zaman dilimi olabiliyordu. O zaman, gökyüzündeki ayın zaman hesaplamasında, insanlara hem önemli bir kolaylık sağladığı görülmekte, fakat aynı zamanda iki-üç sene içinde bunun değiştiği, kimi zaman 13’e çıktığı da dikkati çekmektedir. Kısaca aylar esas alınınca, sene kabaca hesaplansa bile, meselâ 5 veya 10 sene söz konusu olduğunda, aylar hiç de sıhhatli görünmemektedir.
O zaman Türk insanı, daha küçük zaman bölünmesinde , esas olarak dört mevsimi bileceğinden, ona dayalı bir zaman ölçümü hesaplaması daha kolay göründü. Burada da hem ikili, hem de üçlü ayırım söz konusu oldu.

a. Her mevsimi ikiye bölen bir ayırım. Burada ortalama doksan gün kabul edilen bir mevsim, 45 günlük iki birime ayrılıyordu. 21 Aralık sonrasındaki 45 gün, 5 Şubat’a geliyordu. Aynı şekilde 21 Mart sonrasindaki 6 Mayıs, 21 Haziran sonrası 6 Ağustos ve 22 Eylül sonrası da 7 Kasım idi. Buradaki zaman belirlenmesi, senenin ikiye ayrılmasında Kasım ve Hızır günler-i olarak ayırımda kullanılmıştır.
Rahmetli babam Asım Baykara bunu bana naklettiği gibi (Bkz., Yatağan, Tokyo 1984, s. 150), rahmetli Ali Rıza Yalgın, buna “Çoban takvimi” demektedir.

b. Her mevsimi üçe bölen ayırım: Buna göre aylar, mevsimlere göre adlanır: kışın ön, orta ve geriki ayı gibi. Temür’in Karsakpay kitabesi böylesine bir takvimle yazılmış idi.
Mevsimler üçe ayrılınca, ortaya çıkan ayların sayısı da 12 olmaktadır. Böylece bu türden aylar ile gökyüzü aylarının sayısı bir kabul edilmiştir.
Bu türden ay hesabı, Türk takviminin temeli olmalıdır. S. Attakurav’dan öğrendiğimize göre( Kırgcz Etnografyası, Bişkek 1997, s. 159), Kırgız halk takvimindeki aylar da genellikle her ayın 21 veya 22 sinde başlar ve şöyledir:
Günümüzde genellikle aylar, biraz kaymış ve aylar günümüzdeki gibi modern miladî takvime uymuştur. Bu sebepledir ki daha yüzyılın haşlarında, Kırgız ayları ve onların karşılıkları şöyle gösteriliyordu:
Burada Kazakistan’da kullanılan aylar ile Altaylarda yaşayan Kazaklar arasında var olan takvimdeki ay adlarının biraz kaymış olduğunu söylemekle yetineceğiz. 1ki ayı bulan bu kayma, Türk takviminin özelliklerinin yeniden ele almanın gerekli olduğunun bir kanıtıdır.
III. Türk tarihinde, ayların adlarında, hem sıralama hem de mevsimlik bölünüş kullanılmıştır. Meselâ Göktürklerde, XIX yy. sonlarında Uygur Türklerinin kullandığı, sıralama esaslı isimler kullanılmıştır. Buna karşılık dört mevsime bağlı adlandırma da etkin olmuştur. Kaşgarlı, Nevruz’dan itibaren Ayların sıralandığı belirtmekte, fakat bu tür ay adlarını vermemektedir. Bununla birlikte hem Temür, hem de Osmanlılarda bu türlü tarihlendirme vardır.
Temür, XIV yy sonlarında kazdırdığı Karsakpay yazıtında böyle bir tarihlendirme kullanmıştır.
Dr. Rıza Nur’un naklettiği (Türk Tarihi, XII, İstanbul 1926, s.426427)Anadolu sahasında yazılan XV yy sonlarıma ait bir eserde, böylesine adlandırmanın tam olarak esası bulunmaktadır. Bunda Eylül’ün Güzün ilk ayı olduğu belirtilip, sonrakiler de sırasıyla verilmektedir.
“Kim ana Süryani Eylül ad kodu
Güzün İlk ayı duyur Türk dili....”
Mevsimlere göre ayların adlanması, Türkiye sahasında, özellikle ülkenin doğu kesimlerinde (Tunceli ve Kars yöresinde) XIX. ve XX. yüzyılda da yaşamıştır.
Burada belirteceğimiz en önemli husus ünlü Osmanlı Bilim adamı ve Tarihçisi Kemal Paşa Oğlu’ndaki bir kayıt olup, burada “Orta kış ayının onuncu günü” tarihiyle , hicri tarih de vermekte ve bunlar birbirini tutmaktadır. 22 Aralıkta başlayan ilk kış ayını takiben , 21 Ocakta Orta Kış ayı başlamakta olup, bunun onuncu günü ile de 31 Ocak tarihine ulaşırız. Nitekim verilen hicrî tarihin çevrilmesi ile 2 Şubat tarihi bulunmaktadır. Hicri Tarihlerin gerçek zaman ile 1-2 günlük farkları her zaman görülebilmektedir. Bu kayıt, mevsimlere başlı takvim gerçeğinin , Osmanlı âleminde de var olduğunu gösteriyor. Böyle Türk takviminin bu gerçeğinin, Osmanlılarda da yaşayarak âdeta, doğudan batıya Türk hayatının bütününde var olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
IV Türk hayatında mevsimlere bağlı ve bilinmesi kolay hayatın içinde, yılın başlaması meselesine geliyoruz. En sade insan dahi, seneyi, İlkbahar ile başlatır. Sert ve ağır mevsim şartları içeren Kış ile ( 21 Aralık’ta) yeni bir yıl başlatılmaz. Bunun yerine, tabiatta da yeni bir hayatın başlaması, yani ilkbahar=yaz yeni bir yıl başlaması için daha uygundur.
Türk hayatında ve tarihinde, zaman belirlenmesinde yeni yıl, şu halde mevsimlerden yaz=bahar ile olmaktadır.
Türk hayatında yıllar, hayvan esaslı olduğundan, şu halde Oniki hayvanlı Türk takvimindeki yeni yıl da yaz=bahar mevsiminin girmesiyle başlar. Bu gün ise zaman içinde İran etkisiyle Nevruz diye anılabilecektir.
Burada oniki hayvanlı takvimle ilgili bazı tarihî kayıtlarda sene başının hiç de 21 Martta başlamadığını da görüyoruz. Bu kayıtlar, konunun şimdiye kadar açıkça ortaya çıkarılamamasının da sebebidir. Çünkü hem VIII.-IX., hem de XII. ve XIII. yüzyıla ait bazı kayıtlar yeni yılın Ocak sonu ile Şubat başında başladığını gösteriyordu. Asıl önemli olan da kayıtlarda kesin bir zamanın belirlenememesi idi.
Günümüzde, oniki hayvanlı takvimi hâlâ kullanan Uzakdoğu ülkelerinden Japonya’da, yeni hayvan yılı 1 Ocakta başladığı halde, Çin’de her yıl, farklı tarihlerde başlatılmaktadır. Çünkü Çin takvimi, ay yılı esaslıdır. Ancak tabiat hâdiseleriyle, bir başka deyişle güneş yılına uyarlamak açısından üç senede bir yeni düzenleme yapılmaktadır. Çinliler yeni yıla, Ocak ikinci yarısı ile Şubat ilk yarısı arasında, yeni gökyüzü ayı ile girmektedirler. 1987’de 29 Ocak, 1988’de 17 Şubat, 1989’da 6 Şubat’ta, 1990’da ve 27 Ocak’ta yeni hayvan yılı başlatılmıştır. 2001 yılan yılı ile Çin’de 24 Ocak’ta başladı. İşte , Türklerin güneyindeki bu büyük devletin zaman hesabı, bir kısım Türkleri de etkilemiş, artık belki de kocakarı usûlü dedikleri geleneksel başlatma yerine, meseâ Cami üt-Tevarih müellifleri, Çin’in başlattığı zamanı esas alan takvimi kullanmışlardır. Oysa Çin etkisinden uzak Türklerin hayvan yıllarını, yaz=bahar ile başlattıkları da apayrı bir büyük gerçektir. İşte bu durum Türk tarihindeki farklı takvim kullanılışı sebebiyle de yıl başıyla ilgili tarih karışıklığım açıklamaktadır.
Oysa Türk halkı, kayıtlara hemen hiç geçmese de yıl başı olarak şimdiki Mart ayını kutlamakta idi. XIX. yy başlarında bir İngiliz seyyahı, o zaman Türk idaresinde olan Atina’da, Türklerin Mart ayında, yeni yılın gelişini kutlamakta olduğunu yazmıştır. Bu küçük kayıtlar, Batı Türklüğünde de yeni yılın bahar=yaz ile birlikte girdiğini açıkça gösterir.
Türkler, takvimlerinde her seneye bir hayvan adı veriyorlardı. Hayvanların Türk hayatında önemli bir yeri olduğu açık ve kesindir. Nitekim Türklüğün en eski zümrelerinden olan Kırgızlarda ay isimlerinde dahi hayvan isimleri etkilidir.
Her seneye bir hayvan adı verilmesinin kökeni tartışmalıdır. Bilinen devirlerde bu tür takvim Türk hayatının içine tam olarak girmiş olmakla birlikte, Çinlilerde de erken zamanlardan beri böylesine bir takvim olduğu unutulmamalıdır. Türkler muhtemelen bağımsız olarak böylesine bir zaman hesabı yapmaya başlamış olmalıdırlar. Fakat benzer türden takvimler Asya’daki öteki milletlerde , meselâ Çinlilerde de olduğundan zaman içinde yıl isimlerinde değişmeler başlamış, ortak isimler kullanılmıştır.

Oniki Hayvanlı Türk takviminde, sıçan ile başlayan yıllar şöyledir:
l. Sıçan 2. Sığır 3. Pars 4. Tavşan 5. Ejder 6. Yılan 7. At 8. Koy(un) 9. Biçin=Maymun 10. Tavuk
11. İt(=köpek) 12. Domuz
Bu hayvanlardan bazıları Türk hayatının içinde ve etkili konumdadır. Ancak bazıları var ki, güney veya kuzey etkili olabilir: Ejder, Maymun veya Domuz gibi. Bununla birlikte mesela ejder yerine “balık” diyenler de vardır.
Bu türden, yer yıla bir hayvan adı verilen zamanlama günümüzde Doğu Asya’da kullanılmakta olup, ayrıca İçasya Türkleri arasında da canlı olarak yaşamaktadır. Afganistan’da yaşayan Türkmenler ve öteki Türk boylarında da canlı olarak yaşıyordu. Geçmiş bin yıllarda da bu tarihlendirme etkili olarak kullanılmıştır. Osmanlılar da bu takvimi, XVI.yüzyıla kadar resmen kullanmaktadırlar. Fatih S. Mehmed, Otlukbeli Zaferi Fetihnâmesinde, hicri tarih yanında bu tarihi de vermiştir. İçinde bulunduğumuz 2001 yıl Yuan ve 2002 de At yıl olacaktır.
12 Hayvan isimli yıl sonrası hesaplarda her 12 bir “müçel” itibar edilmektedir. İnsan hayatı ortalama 60 yıl, yani beş müçel oluyor ve bu oldukça önemli sayılıyordu. 60’lı devrelerin ardarda sayılmasıyla ilgili hesaplama da var olmasına rağmen, ayrıntılarına kaynaklarda tesadüf edilememektedir.
Sonuç olarak şu hususları ayrıca ve kesinlikle belirtebiliriz: Türk takvimi , Türk’ün içinde yaşadığı tabiatın içinden çıkmıştır. Türk’ün yaşadığı orta iklim kuşağı dört mevsime imkân verir. Dolayısıyla Türk takvimi, güneşe dayalı ve güneş yılı esaslıdır. Mevsimlerin belirlenmesi için büyük ve devasa yapılardan gerçekleştirilecek astronomik gözlemlere ihtiyaç da yoktur. Gerçi sonradan zenginleşen Türkler dev boyutlu rasathaneler kurarak Türk takviminin bilimsel esaslarını ortaya koymuşlardır ( Uluğ Bey gibi). Ancak hemen herkesin bildiği mevsimlik takvim, Türk hayatında etkili olmuş, binlerce yıl kullanılmıştır. Bunun yanında komşularının takvimleri de kullanılmıştır.
Türk takviminin hem sade insandaki hem de tarih içindeki görünüşü, günümüzdeki izleriyle de uygunluk gösteriyor. Bu takvim, günümüzde kendilerini farklı adlarla tanımlayan (Kazak, Özbek, Tatar, Kırgız, Türkmen, Başkurt, Altaylı vb.) insanların doğrudan bir büyük kitlenin birer parçası olduklarının en kesin kanıtlarından birisidir. Bugün bu büyük kitleye biz doğrudan Türk adını verebiliriz. Ancak bu konuda bütün bilinenlerin yeni bir bütünleştirici bakış ile ele alınmasında gereklilik vardır.

HİCRİ TAKVİM

Hicri Takvimi Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri Takvim; Hicri Semsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır:
Hz. Peygamber, Safer ayinin 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte Medine'ye hicret etmek üzere Mekke'den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası'nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine'ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel / 20 Eylül 622 Pazartesi günü Küba köyü'ne gelmiş. Burada Küba Mescidi'ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine'ye doğru hareket etmişlerdir.

1- Hz. Peygamberin Küba'ya geliş günü olan 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan Takvim sistemine Hicr-i Semsi Takvim denilmektedir.

2 -İslamiyet'ten önce, her önemli olay tarih başlangıcı olarak kabul edilirmiş. En son Fil Vakası da takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu uygulamada seneler, her önemli olaya göre sayılarak geldiğinden birçok karışıklıklara sebep oluyordu. Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem'in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Biz bunu Hicri Kameri Takvim değil Hicri Takvim olarak bilmekteyiz.
Hicri Kameri Takvimde aylar; Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Saban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce seklinde sıralanırlar.
Hicri takvimlerde, miladi takvimlerde olduğu gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. Bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemlerin 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gündür.
Ay, dünya etrafında 12 defa döndüğü zaman bir Kameri sene olur ve 354.367 gün veya 354 gün 8 saat 48 dakika 34.68 saniyedir. Dünya, güneş etrafında 1 defa döndüğü zaman da bir Miladi sene olur ve 365.2422 gündür.
Hicri yıl miladi yıldan ( 365.2422 - 354.367 =) 10.8752 gün daha kısa olduğundan aylar bazen 29. bazen de 30 gün çekmektedir

RÛMI TAKVIM

Osmanli Devletinde Hicri 1205 (1790) yilindan itibaren malî Isleri tanzim etmek için kullanilan takvimin adi. Osmanlilar, diger Islâm devletlerinde oldugu gibi bütün Isleri ni Hicri tarih esasi üzerinde yürütüyorlardi. Daha sonralari bir takim, malî gerekçeler sebebiyle resmî islemlerde Hicri tarihi birakarak günes esasina dayali tarihleme sIstemine geçIlmistir. Baslangiç tarihi M.S 594 tür. Mart ayi ile baslamaktadir. Hicri takvim ayin hareketlerine göre tesbit edildigi için Semsi takvime göre 1 yili, on bir gün önce tamamlar. Bu fark 33 senede Semsî takvime bir yillik bir fark yapar. Bunun için her otuz üç yilda, bir yil düsülerek Semsî sene ile mutabakat saglanmaktaydi. Düsülen bu seneye "Sivis senesi" denir. DüzeltIlmemis Julien takvimine göre ayarlanmis oldugu için Rumî Takvim ile miladi takvim arasinda 13 günlük bir fark vardir. Bu fark 1582'de Gregorien takviminde yapilan 10 günlük düzeltmenin 1900 yilinda 13 güne çikmasindan dogmaktadir. 1871 yilinda Cevdet Pasa, baskanliginda kurulan komisyon münasebetiyle kaleme aldigi "Takvimul-Edvar" adli eserde, bu takvimin, Semsî aylar esasina göre Kamerî hesapla tesbit edIlmesinin dogurdugu mahzurlari ortaya koymaktadir. Bu takvim Osmanli Devleti'nin sonuna kadar yürürlükte kalmistir.
Rumî takvim, 1871'de hicret esas alinarak yeniden sekillendirIlmistir. Baslangiç tarihi, Miladi 23 Eylül 622 olarak alinmistir. Aylar Semsî olarak hesaplandigi isin Hicrî-Kamerî tarihe göre her otuz üç yilda bir yil geri kalmaktadir.

MİLADÎ TAKVİM

Hz. İsa'nın doğumunu tarih başlangıcı ve dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı yıl olarak kabul eden takvim.
Dönencel yıl müddeti 365, 2425 gün üzerine kurulmuş olan bu takvimde, bir yıl uygulamada yaklaşık 365 gün 6 saat alınmak suretiyte, kalan 6 saatlik fark her dört yılda bir 24 saate çevrilerek bu bir günlük süre, normal şartlarda yirmi sekiz gün süren Şubat ayına ilâve edilmiş ve böylece her dört yılda bir Şubat ayının yirmi dokuz gün sürdüğü kabul edilmiştir. Bu tür yıllara da "fazlalık yıl" veya "artık yıl" ismi verilmiştir.
Milâdi takvimin ilk şekli olan Jülyen takvimi, M.Ö. 46 yılında Roma'nın kuruluşunun 708. yıldönümünde, İskenderiyede yaşayan astronomi bilgini Sosigenes'in tavsiyesi üzerine Roma İmparatoru Julies Cesar tarafından yapılmıştır. Julies Cesar tarafından gerçekleştirilen bu takvim reformu sırasında Roma'da günlerin sayılması konusunda düzensizlik görülmüş; buna da rahip ve papazların bazı çıkar hesapları yüzünden tarihleri istedikleri şekilde değiştirmeleri sebep olmuştur. Bu düzensizliğin giderilmesi amacıyla Julies Cesar yılbaşı gününü 1 Mart'tan 1 Ocak tarihine çevirmiş, yıl bir defaya mahsus olmak üzere 445 gün'e çıkarılarak düzensizlik ortadan kaldırılmıştır. Böylece M.Ö. 46 yılının 1 Ocağında Jülyen takvimi yürürlüğe girmiş olmasına rağmen uygulama çözüm getirmemiştir.
Dört yılda bir gün eklemekle takvim yine kesin bir şekilde düzeltilmiş olmuyor, bu hesaplamaya göre arada yine 1000 yılda 7,5 günlük bir fark kalıyordu. Bir yılda 0,007784 yıllık fark, başlangıçta önemsiz gibi görünüyorsa da zaman geçtikçe fazlalaşacağından, ban yanlışlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilirdi. Gerçekten de, bu takvimin,1500 yıl kullanıldıktan sonra, güneş yılından 10 gün geri kaldığı anlaşılmıştır. Tarih, 21 Mart olması gerekirken eldeki takvimde 11 Mart görfinmekteydi.
Papa XIII. Gregorius'un 1582 yılında Jülyen takviminde görülen düzensizliğin giderilmesi amacıyla yaptığı çalışmalar sonunda toplanan Ruhâni meclis, her dört yüz yılda üç artık yılın atılarak bu farkın giderilmesini sağladı. Buna göre dörtyüzün katları olan bin altıyüz, ikibin, ikibin dört yüz yılları artık yıl olarak düşünülemez. Bu da Greğorius takvimi reformunun son özelliğini meydana getirir. Yine bu takvim çerçevesinde MS. 325 yılında takvimin başlıca kurallarını belirleyen İznik Konsülü, Güneş Çevriminin esas alınarak mevsimlerin güneş çevrimine yerleştirilmesine karar vermiştir. İznik Konsülünün toplanmasından, 1582 yılına kadar ki fark olan 1257 yılda bu farkın on güne ulaştığı anlaşılmış, o günkü takvim gününe on gün eklenmiştir. Böylece Roma'da 4 Ekim 1582 Perşembe gününü doğrudan doğruya IS Ekim Cuma gününe bağlama kararı alınmıştır. Bu sayede hafta içinde günlerin sırası da değişmemiş oluyordu. İşte bu değişme ve toplantıyı (İznik Konsülü) düzenleyen Papanın ismine atfen, bu takvime Gregorien (milâdî) Takvimi denir. Gregorien Takvimi Fransa'da 1582 yılında kabul edilerek, 9 Aralık 1582'den hemen 20 Aralığa geçilmiştir. İngiltere 1752 yılının 3 Eylül günü kabul ettiği bu takvimle doğrudan 14 Eylül gününe geçmiştir.
Gregorien takviminde yılbaşının 1 Ocak tarihi olarak kabul edilmesi 1752 yılında gerçekleşti. O tarihe kadar 24 Aralık ile 1 Ocak tarihlere çiftyıl adı verilmekteydi.
On iki aydan oluşan miladi yılın aylarının isimleri ve bu ayların süreleri şöyledir: Ocak 31; Şubat 28, 29; Mart 31; Nisan 30; Mayıs 31; Haziran 30; Temmuz 31; Ağustos 31; Eylül 30; Ekim 31; Kasım 30; Aralık 31. Ayrıca her yıl ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olmak üzere dört mevsime ayrılmıştır. Yıl, her biri kavuşum ayının dörtte birine tekabül eden elli iki haftaya bölünmüştür.
Milâdî yılı Hicrî yıla çevirmek için önce eldeki milâdî tarihten 622sayısı çıkarılır; kalan sayı 33'e bölünür; bölüm, kalan sayıya eklenir: Hicri yıl = (Milâdi yıl-622) x 31 Bir hicri yılı milâdi yıla çevirmek için ise şu formül uygulanır:
Miladi yılı = Hicri yılı x 33 + 622
Her ne kadar miladi takvim Hz. İsa'nın doğum gününü 1 Ocak (başlangıç) olarak kabul ediyorsa da bunun kesin olmadığı bilinmektedir.
Türkiye'de Miladi Takvimi İlk olarak Osmanlı devletinde İttihat ve Terakki partisi zamanında Takvim-i Garbi ismiyle 1917'de yürürlüğe konan Hıristiyan takvimi, Cumhuriyetin kurulmasıyla gerçekleştirilen köklü devrimler sırasında resmen kabul edilmiştir. 26 Aralık 1925 tarih ve 698 sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili" hakkındaki kanunla, Hicri 1342 Ocak ayının ilk günü 1 Ocak 1926 olarak değiştirilmiş ve bu tarihten itibaren yeni takvim yürürlüğe girmiştir. T.B.M.M. tutanaklarında kanun şu şekilde resmilik kazanmıştır:
Kanun No: 698. Kabul tarihi: 26.12.1925. Madde 1. Türkiye Cumhuriyeti dahilinde resmi devlet takviminde tarih başlangıcı olarak uluslararası takvim (milâdî Gregorien) başlangıç kabul edilmiştir.
Madde 2. 1341 senesi Kânûn-i evvelinin otuz birinci gününü takip eden gün,1926 senesi Kânûn-i sânîsinin birinci günüdür.
Madde 3. Hicrî Kamerî takvim öteden beri olduğu üzere özel hallerde kullanılır. Hicrî Kamerî ayların başlangıcını rasathane resmen tesbit eder.
Madde 4. İşbu kanun neşri tarihinde muteberdir.
Madde 5. İşbu kanunun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Hey'eti memurdur T.B.M.M. Kanunlar Dergisi, c.1 V, Atatürk İnkılâbı, Kültür Bak. Yay. Ankara 1984, s. 497).
"1927 yılından itibaren Türkiye müslümanları ve hristiyanlar halkı ilk kez ortak bir yıl hesabı kullanmaya başladılar. Aynı şekilde, yine ilk kez, birçok Türk, Avrupa âdetlerine uyarak yılbaşlarında birbirlerine iyi dileklerini ilettiler" (bk. Paul Geııtizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğıı, çev. Fethi Ülkü, Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara 1983. s. 145. Gotthard Jaschke, Yeni Türkiye'de İslamlık, Türkçesi, Hayrullah Örs, Ankara, 1972. s. 29-30).
Cumhuriyet devrimlerinden sadece birisi olan milâdi takvimin kabulüyle Türkiye müslümanlarının bin yıllık islamî geçmişleriyle aralarına engeller konulmuş ve bundan böyle hristiyan Noel baba kültürü halk arasında yaygınlık kazanarak batılılaşma resmî devlet politikası halini almıştır. Hafta tatilleri pazar gününe alınmış,1935 yılında ise Yahudilerin hafta tatilleri olan cumartesi günleri yarım gün tatil edilmiş, 1974 yılında cumartesi tatili tam güne çıkarılmıştır. Ancak Müslümanların tatili olan cuma günleri için aynı durum söz konusu olmamıştır
tevbe_42 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-30-2007, 11:16 AM   #2 (permalink)
admin
 
yaralıSevdam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Yaş: 28
Mesajlar: 59,604
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
İtibar Gücü: 500 yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam
Teşekkürler kardeşim
__________________
Unutmayı bana sor, kendine sorma; zaten sen beni unutmuşsun, ama ben hiç unutmadım unutmayacağımda.
Seni güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar seviyor, dünyanın kuzeyinden güneyine özlüyorum. Anladım ki sen benim dünyam olmuşsun, sensizliği ölüm kabul ediyorum.
Seni en son gördüğümde gece kıyıda yatmandı gökyüzünde gördüğün AY DEĞİL BENİM SEVDAM

Seni sevmek suç ise cezam idam olsun. Cezam idam ise sevdiğim celladım olsun
yaralıSevdam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-30-2007, 05:42 PM   #3 (permalink)
admin
 
yaralıSevdam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Yaş: 28
Mesajlar: 59,604
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
İtibar Gücü: 500 yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam yaralıSevdam
saolasın yusuf.
__________________
Unutmayı bana sor, kendine sorma; zaten sen beni unutmuşsun, ama ben hiç unutmadım unutmayacağımda.
Seni güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar seviyor, dünyanın kuzeyinden güneyine özlüyorum. Anladım ki sen benim dünyam olmuşsun, sensizliği ölüm kabul ediyorum.
Seni en son gördüğümde gece kıyıda yatmandı gökyüzünde gördüğün AY DEĞİL BENİM SEVDAM

Seni sevmek suç ise cezam idam olsun. Cezam idam ise sevdiğim celladım olsun
yaralıSevdam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-31-2007, 02:48 PM   #4 (permalink)
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: Feb 2006
Mesajlar: 6,999
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
İtibar Gücü: 221 muho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond reputemuho has a reputation beyond repute
Döküman için teşekkürler.
muho isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


WEZ Format +3. Şuan Saat: 04:03 PM.

design by Themes by SaFaKUYGuR

Powered by vBulletin® Version 3.7.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

vBulletin 3.7.2 Türkçe Çeviri : Sanalda1numara
BİZİMNETCİLER

TÜRKİYE CUMHURİYETİ Yasaları ya da uluslar arası kanunları, antlaşmaları, tüzükleri ihlal eden mesajlar foruma gönderilemez.
Sitemiz; Bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini, önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. (Üyeler üye olurken kabul ederler)
Sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız yardim@bizimnetciler.com email adresine bildirebilirsiniz.
Şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
English Explanation: Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to İLETİŞİM
PORNO, CRACK, SERİAL, HACK İÇERİKLERİ, MP3, Bunlar gibi içerikler sitemizde yayınlanamaz.

Eğlence
Toplist

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 <